Aşağıdaki yazıyı "Spiderman" filmi gösterime girmeden kısa bir süre önce yazmıştım.
Güzel bir yazı olduğunu düşünüp buraya koymaya karar verdim.
Filmi seyrettikten sonra elbette bazı şeyler daha söylenebilir, ama olduğu gibi bırakıyorum.

Sadece, film sonrası, arkaplandaki dramatik hikayenin beklediğimizden iyi verildiğini belirteyim.
CB


Örümcek Adam
Örümcek Adamın filmi gösterime girmeden sizlere eski bir Örümcek Adam okuyucusu olarak biraz fikir vereyim dedim. Size Örümcek Adamın kısaca ilginç hayat hikayesini anlatayım, muhtemelen filmine göre çok daha faydalı ve eğlenceli bir yazı olacak, inanın bana.

Öncelikle şunu söyleyeyim, filmlerin çizgi romanı birebir yansıtmayacağı ve o kadar da güzel olamayacağını yaşayan örneklerle gördük (Superman, Batman, X-men, yahu bunların hepsi "man" diye bitiyor, başka?..) Aslında Spiderman'in de eski bir filmi var ama tahmin edileceği gibi pek teknolojisi yeterli değildi. Neyse biz başlayalım Örümcek Adam’ın hikayesine.

Oldukça sıradan olduğunu göreceksiniz. Millet Teksas Tommiks okurken, ben de ilk defa çizgi romanla Örümcek Adam sayesinde tanıştım. Çizgi romanların en ilgimi çeken yanı, ne bir kitap gibi her şeyi sizin hayal gücünüze bırakmaması (en azından kahramanın yüzünü bilirsiniz, tasvirleri okuyarak tasavvur etmeniz gerekmez) ve ne de bir film/çizgi film gibi ekrana bakarak gözlerinizi yormaması ve kareler arasındaki geçişleri sizin hayal gücünüze bırakmasıdır. Beyniniz, sahneler arasındaki boşluğu çok rahat doldurur ve aklınızda akıcı bir görüntü kalır. Bir de seslendirme efektleri ile düşünce balonları da olaya ayrı bir renk katar. Neyse, garip/fantastik/uçuk çizgi romanlar dışında bence çizgi romanlar hayal gücünün gelişmesi bakımından faydalı oluyorlar.

Konumuza dönersek, yıllar yıllar önce çizgi roman okumayı bıraksam da simdi bazı hikayeler/filmler söyle film şeridi gibi gözlerimin önünden geçince şunu fark ediyorum. Çocukken çoğu film, çizgi film ve romanı bazen bilim-kurgu, bazen komedi bazen de işte söyle bir türden diye severek izlerdik/okurduk. Yalnız daha sonra bazı şeylere yıllar sonra siz değiştiğiniz için başka açılardan da bakıyorsunuz ister istemez. O zaman gördükleriniz değişiyor şimdi, halbuki içerikleri aynı kalsa da. Neyse NLP'ye girmeyeyim :) .

Hala konuya dönemedik ama bağlıyorum. Mesela, Örümcek Adam da aslında çok ilginç bir hayat hikayesi var. Tamam, işte, her bölümde öyle He-man tarzı suçlularla savaşır, acayip güçleri vardır, falan filan, bunlar çocukken ilk göze batan ve bazıları için de hala öyle olabilir. Hikayenin bütününde aslında bir hayat hikayesinin küçük küçük işlendiği görülüyor (Aslında Örümcek Adam’ın ilk sayısı öyle zınk diye başlar, en azından Türkiye'de öyle olmuş, daha sonra ara ara nasıl bu güçlere sahip olduğu ve geçmişine değinilir).Örümcek Adam’ın arka plandaki hayat hikayesine girmeden önce her filmde olduğu gibi öncelikle şu "olağandışı" şeyleri fizik yasalarını da düşünmeden kabul etmek gerekli. Zaten tüm süper kahramanlarda böyle sıra dışı şeyler var, bu yine fazla değil. Bu temel varsayımları (basic assumptions) sıralarsak, ki nasıl anlamsız olabileceği konusunda eğlenerek de yazayım :):


1) Radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılınca süper güçler kazanıyor, nasıl yahu? Sormayın, oluyor işte, radyoaktif olması işi bitiriyor, siz anlamazsınız bu işlerden diyorlar kısaca...

2) Peki diyelim ki ısırılınca böyle oldu. Olanlar da şunlar:

a) Örümcek kadar çabuk, atik ve güçlü oldu. Tamam, sonuncusuna da tamam.

b) Örümcek hislerine sahip oldu. Bu gelişmiş 6. his ile tehlikeli bir şey olacağında, birinin niyeti kötüyse ya da bir şey ona saldırıyorsa kafası karıncalanıp yönünü ve şiddetine göre tehlikenin büyüklüğünü anlıyor. Karanlıkta, kurşunlardan kaçarken, gözleri kapalı iken, bomba, yıkılan bina vs, her tehlikeyi hissediyor. İyi de örümcekler de bu var mi yahu???

c) Mantıklı bir yaklaşımla, örümcek ağını, Örümcek Adam kendi suni olarak üretiyor ve mekanik bir sistemle bileklerinden fırlatıyor. Allahtan onu da vücudundan ürettirmemişler. Bu arada basma stili ve derecesine göre ağ birkaç çeşit olarak atılabiliyor. Öyle her babayiğidin harcı da değil ağ atabilmek. Biz parmakları öyle yaptıydık zamanında, bayağı zor oluyor!

d) Gelelim esas yeteneğe. Aynen örümcek gibi duvarlara yapışabiliyor. Evet! Fizik kuralları işlemiyor. Örümcek tavanda nasıl durur bir duşunun, ayaklarındaki yapıyı ve duvardaki küçük çıkıntıları. Örümcek Adam o cüsseyle elbisenin altından bile duvara tutunuyor.

Neyse, hikaye şöyledir ve muhtemelen film de böyle olmayacak:Kahramanımız Peter Parker anne ve babasını bir uçak kazasında kaybetmiş öksüz bir lise öğrencisidir. Ben amcası ve May halası ile birlikte yaşamaktadır. Parlak, zeki, utangaç ve çalışkan bir öğrencidir. Sosyal hayattan uzak ve içe kapanıktır. Belki de bu yapısından dolayı deneylerle uğraşırken bir gün radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılır. Sonra her şey değişmeye baslar. Sahip olduğu güçleri fark edince para ve ün için bir kostüm giyinerek TV şovlarına çıkmaya başlar. Derken bir gün stüdyo çıkışında polisin kovaladığı bir adam görür. Polis "Durdurun hırsızı" der ama o "Bu senin görevin, benim değil" diyerek ilgilenmez. Ama sonra amcasının evlerini soyan bir hırsız tarafından öldürüldüğünü görüp, hırsızı yakaladığında, o gün önünden kaçan ve yakalamadığı hırsız olduğunu görür. Hırsızı durdurabilecek gücü varken bunu yapmamıştır.

Acı ders 1: Onu yetiştiren amcasının sözleri aklından bir daha hiç çıkmaz:
"Büyük güç büyük sorumluluk gerektirir". Öğrenci iken sadece kendi sorunlarıyla uğraşırken, simdi sahip olduğu gücü iyiye kullanması gerektiğini acı bir şekilde fark etmiştir. Ne kadar iyilik yaparsa yapsın geçmişteki hatasını tamir edemeyecek olmasına rağmen. Teyzesiyle tek başına kaldığından geçimini sağlamak için bir gazetede serbest fotoğrafçılığa başlar. Artık hayatı asla eskisi gibi olmaz. İki ayrı kişiliği vardır. Ama ikisinde de mutlu olamaz. Sevdiği kız (Gwen Stacy) ile mutlu bir hayat sürmeyi düşünürken gizli kimliğini öğrenen bir düşmanı tarafından kız arkadaşı öldürülünce tüm dünyası yıkılır. Örümcek Adam olmak hayatını mahvetmiştir. Ama bu sorumluluktan asla kaçamayacağını da acı bir bedelle öğrenmiştir.Normal hayatında üniversite, arkadaşlar, ev kiracısı, gazetedeki patronu gibi bir sürü sorunla uğraşırken, bir çok suçlu ile de sürekli mücadele etmek halindedir. İlginçtir hiçbir kahramana Örümcek Adam’daki kadar fazla sayıda kötü karakter düşmez (Abartmıyorum elliden daha fazla düşmanı var bizimkinin). Her kitapta bu düşmanları ile mücadele ederken yavaş yavaş hayat hikayesi de ilerlemeye devam eder. Üniversitede kimya ile ilgilenmeye başlar, artık daha cesur ve dışa dönüktür, hayatta birçok tecrübe yaşamıştır. Yeni dostları ile bir çok olay yaşar.

Bu arada Örümcek Adam’ın gazeteden geçim yolu da ilginçtir. "DailyBugle" isimli gazetenin patronu "J. Jonah Jameson" Örümcek Adam ve tüm kostümlü kuklalardan nefret eden biridir ve sürekli onların aleyhinde yayın yapar. Peter Parker da gazeteden parasını ancak Örümcek Adam’ın dayak yediği ya da kötü teşhir edildiği fotolarına alabilir. Yani otomatik makinesini uygun bir yere yerleştirip dövüş sırasında dayak yediği anlar denk gelen fotolarına para alır ve de kendi aleyhine bir yayında kullanılır. O yüzden halk tarafından pek sevilmeyen bir sürüngendir. Yolda yere düşse millet "Maskesini çıkaralım, belki ödül falan alırız" diye çullanmaya kalkar. Yaşlı bir kadının çantasını hırsızdan kurtarıp iade etse çantayı kafasına yer. Yani bu kadar karşı propagandaya maruz kalan başka kahraman yoktur vesselam. Örümcek Adam’ın kıyafetini değiştirmesi de derttir, öyle Superman gibi hızlı değil ki, bir yerlere gidip değiştirir; kıyafeti yırtılmaz değildir ve yırtılırsa yama yapar, kendi diker. Örümcek ağını da kendi keşfetmiştir ve kartuşlarının boşalma ihtimali de bir derttir. New York gibi gökdelenleri bol bir yer dışında yasaması da zordur. Örümcek Adam’ın başka hiçbir kahramanda olmayan inanılmaz bir espri yeteneği vardır ki gerçekten takdir etmek gerekir. En kötü anda bile ettiği laflar insani gülmekten kırar, rakiplerini deli eder. Internetten bulduğum bir iki tanesini yazayım, bunlarla idare edin:

* Yumruk yeyince, "Rüzgar çarptı da nerede kalmıştık?"
* Halk tarafından bir olaya müdahale edecekken yuhalanarak "Hey korkak ne işin var burada?" diyenlere:"İsteyene resim imzalayacağım, sıraya gir"
* Hamile bir kadını aracından alıp araçların üstünde zıplayarak hastaneye yetiştirdiğinde:"Örümcek Adam ön adını söylesene çocuğuma vereceğim""Tabii Poindexter""?..
* Elektriği kullanan Elektro isimli birine "Elektro musun nesin canlı tel, yaklaş kısa devre yapayım"
* Bir düşmanının tepesine çullanırken:"Sonra ne yapacaksın? Dünyayı mı ele geçireceksin? Altın yıldızları toplayıp prensesi mi kurtaracaksın?"
* Bir sonraki sahnede rakip yere düştükten sonra:"Nasıl girişimi beğendin mi?"
* Lağımda birini kovalarken de rahat durmaz söylenir:"Şu halime bak, başka kahramanlar, Muhteşem Dörtlü falan uçakları ile kötü adam kovalarlar, biz ise şu lağımda sürünüyoruz, pof bizimki de ne kahramanlık ama "
* Otomatik ayarlı makinesinin çektiği fotoğraflarda hep Örümcek Adam’ın dövdüğü sahneler denk gelince:"Peter Parker oğlum, Örümcek Adam olarak aleyhine çalışıyorsun, para kazanman lazım, biraz da dayak ye"

Velhasıl, kahramanımız yıllar içinde bir sürü şey yaşar. Bir ara güçlerinden kurtulmak için birçok şey dener. Bu arada Superman'den bile güçlü yeni yetenekler kazanır, daha fazla basına bela alır. Bazı arkadaşlarını kaybeder. Mary Jane Watson adında yeni bir kızla arkadaş olur. May halası bir düşmanına aşık olur. Kimliğini söyleyemediğinden bir şey yapamaz. Kirasını ödeyemediği için ev sahibine gözükmemek için damdan girip çıkmaya bile başlar. Sonunda hem üniversite, hem fotoğrafçılık hem de Örümcek Adam olmayı birlikte yürütememeye başlar. Bir sporcunun zirvede hayatına son verişine tanıklık ettiği hüzünlü bir macera sonucu kendi hayatında da bir karar verir. Hayatına devam edebilmek için çalışmalıdır ve güçlerinden kaçamayacağına göre de bu sorumluluktan hiçbir zaman vazgeçemeyecektir. Sonunda en çok sevdiği kimyayı bırakmaya karar verir ve başarılı bir öğrenci olduğu üniversitedeki mastırını su sözlerle bırakır."Bazen bir karar verirsiniz, tercih yanlış da olsa doğrusu budur, bedeli ne olursa olsun, geri dönüşü de yoktur."Ve "bazı insanlar başkalarının mutluluğu için kendi mutluluklarından vazgeçerler". Böyle büyük laflar ile kahraman moduna geçer yani :)

Tabii hala devam ediyor çizgi romanı, ben liseden sonra koptuydum. Şöyle milletten ve internetten duyduğum kadarı ile son bölümlerinde önce kız arkadaşına kimliğini açıklıyor, sonrasında Örümcek Adam’ın hüzünlü hikayesine uygun bir şekilde suçlularla savaşmasının sonuçlarından dolayı da ayrılıyorlar galiba. Yani "Bedeli ne olursa olsun, gücünü iyilik amacıyla kullanmak sorumluluğuna" sadık bırakılmış yazar(lar) tarafından. Acıların çocuğudur zavallım :))

Böyle işte, yani öyle mutlu bir süper kahraman değil. Hatta bazen normal hayatı o kadar zor olup da maskesini takarak yaşam mücadelesinden uzaklaşmaya çalışan nev-i şahsına münasır bir insan karakteri.

Bu yüzden de her okuyan kendinden bir şeyler bulmuş, ideal süper kahraman imajının bayması sonucu ilk çıktığı yıllarda tutulmuş bir karakter. Bunlar, maceraların yüzeyselliğinde kalmayıp da derine inen farklı bir bakış açısından görünenler. Bu şekilde düşünmek ve görmek benim hoşuma gitti, biraz renk kattı ve de sizlerle paylaşayım dedim. Filmi muhtemelen özel efektlerle görsel bir şov olacak ve -Amerikanın hep tarzı olan- herkesi kurtaran bir süper kahraman, kurtarıcı havasında olacak. Bunları da bilin öyle izleyin.

Cengizhan Bahar

08.05.2002